|
|
Sosyal hayatta artık eşitlik
hakim. Erkekler kadar, kadınlar da iş hayatında
(bütün engellemelere rağmen) başarılı oluyorlar.
Evde artık aile reisi erkek değil. Bu davranış
eşitliğine, Amerika'da yapılan bir araştırma
fiziksel bir boyut da kazandırıyor. Buna göre,
kadınların boy ortalaması gittikçe uzuyor. Buna
karşılık erkeklerin kas yapısı da zayıflıyor.
Kadın ve erkek, belki de 2 milyon yıldır ilk
defa fiziksel olarak birbirlerine bu kadar
yakınlar. Peki, yıllardır süregelen bu
gelişmeler sonucunda, erkek ve kadın bir noktada
birleşecekler mi? Belki, ama hala bazı
farklılıklarından sözetmek mümkün.
İş fiziğe geldiğinde, erkek daha kuvvetli ama
onların güçlü yapılarına rağmen, kadınlar daha
uzun yaşıyor. Dahası, enfeksiyonlara ve kalp
hastalıklarına (en azından 50'li yaşlara kadar)
daha dayanıklılar. Bununla beraber, ağrılar
karşısında savunmasızlar. Depresyon ve
bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıklara da
daha çabuk yakalanıyorlar...
Erkekler ve kadınlar farklı zamanlarda ve
şekillerde hastalanıyorlar. Ama kadın, yıllara
daha dayanıklı. Erkeklere oranla altı yıl daha
fazla yaşıyor. Dolayısıyla, ortalama ölüm
yaşının 80'lerde olduğu düşünülürse, erkekler 74
yaşında ölüyorlar.
Kalp Krizi
Bu her iki cinsiyet için de ölüm nedeni ama
kadınlar için, ilk kalp krizi riski, erkeklere
oranla 10 yıl sonra başlıyor. Dahası, kadınların
bu krizi atlatma şansı çok daha yüksek.
Bağışıklık Sistemiyle İlgili Hastalıklar
Kadınların bağışıklık sistemi daha aktif ve
savaşçı ama bu özelliklerinin de bir bedeli var
ve bunu ağır ödüyorlar. Zira, multipl skleroz
veya romatizmal artritis başta olmak üzere,
bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıkların (ki
bu hastalıklarda, savunma mekanizması gereğinden
fazla çalışmaya ve vücudun kendi organlarına
karşı da savunma yapmaya başlıyor) %75'i
kadınları daha fazla etkiliyor.
Depresyon
Kadınlar, bu rahatsızlığa erkeklere oranla 5 kat
daha fazla yakalanıyorlar.
25 yaş civarında, her 4 erkekten 1'i kellik
sinyalleri vermeye başlıyor. 50 yaşına
geldiğinde, saçlarının neredeyse yarısı
dökülüyor. Kadınlardaysa saç kaybı ancak 70'li
yaşlardan sonra başlıyor.
Erkekler kadınlara göre %30 oranında daha
kuvvetliler. Ama söz konusu fiziksel faaliyetler
olduğunda, kadın yorgunluğa karşı inanılmaz bir
dayanıklılık gösteriyor ve doğurmak gibi
olağanüstü stresli bir olaya katlanabiliyor.
Erkeğin vücudundaki tüylerle kaplı yüzeyin
ölçüsü 610 santimetrekare. Kadın vücudundaysa bu
miktar, 518.5 santimetrekareye düşüyor.
Erkek vücudu %15-18 oranında yağdan oluşuyor.
Kadın vücudundaysa bu oran 25-28.
Erkek 13 yaşında gelişiminin ancak %87.5'ini
tamamlamıştır. Dişilerse aynı yaşta neredeyse
%96.5 oranında büyümesini bitirmiştir.
İngilizlerin yaptığı bir araştırmaya göre, 13
yaşındaki kızlar, bir konuya maksimum 15 dakika
konsantre olabiliyorlar. Erkekler içinse,
konsantre kalma süresi ciddi bir problem: 5
dakika.
Bir kadının kalbi, bir dakikada 78 kere atıyor.
Erkeğin kalbiyse daha sakin. Onun rakkamı 73.
Kadın, erkeğe oranla beş kat daha fazla doktora
gidiyor. Çünkü acı sınırı erkeğinkine göre çok
daha düşük. Bu da onu daha hassas yapıyor.
Dahası, hayatı boyunca gerek jinekolojik, gerek
dermatolojik, gerekse hormonal olsun, çok daha
fazla doktora gitmesi gerekiyor.
Kadının cinsel organının uzunluğu 8 ile 12
santim arasında arasında değişiyor. Buna
karşılık, çapının oldukça esnek bir genişleme
kabiliyeti var. Erkek cinsel organıysa, 10-12
santim uzunluğunda, ama ereksiyon halinde bu
uzunluk ikiye katlanıyor. (Doğru olabilir mi!)
Kadınlar daha fazla üşüyor. Bunun nedeni, tiroid
bezlerindeki ısı düzenleme sistemidir. Ama
hücrelerdeki su miktarının (ki bu kanama öncesi
dönemde artış gösterir), kilonun ve erkeğinkine
göre daha yavaş çalışan metabolizmanın da bunda
etkisi olabilir.
Erkekler sporda daha üstün. Bunu Olimpiyatlarda
alınan sonuçlardan rahatlıkla görebiliriz. (çok
şükür ki!)
Kadınların hayatları boyunca ortalama 5
sevgilisi oluyor. Erkekler içinse bu sayı 13.1
(Türkiye'den bahsetmiyorlar!)
Kadınlar için, sekste kendi memnuniyetleri ön
planda. Erkeklerse bu konuda daha cömert.
Partnerlerinin zevk almasını tercih ediyorlar.
Erkekler yılda 116 kez cinsel ilişkiye giriyor.
Kadınlarsa 108 kez.
Erkeklerin cinsel ilişkisi en fazla 18.9 dakika
sürüyor. Kadınlar içinse bu süre 17 dakika.
Kadın ve erkek beyni arasındaki en çarpıcı
farklılık nedir? Bir kadın tarafından yönetilen
Danimarkalı bir grup bilim adamı, geçtiğimiz
aylarda bu konu üzerindeki çalışmalarını
tamamladılar. Sonuç enteresandı. Erkeklerin
ortalama 23 milyar beyin hücresi var.
Kadınlarınsa 19 milyar.
Aynı zamanda kilolar arasında da bir dengesizlik
söz konusu: Erkek beyni ortalama 1 kilo 300 gram
gelirken, kadın beyni 1 kilo 180 gram
ağırlığında. Buraya kadar ilginç birşey
olmadığını düşünebilirsiniz. Ne de olsa erkek
karaciğeri ve kalbi de kadınınkine oranla daha
ağır ve büyük.
Ama bu verileri bir soruyla birleştirdiğinizde
endişe verici bir tablo çıkıyor ortaya: Yani
şimdi erkekler daha mı akıllı? Erkekler boşuna
sevinmesin. Çünkü bu sorunun cevabı hayır. Çünkü
akıl, nöron sayısının fazla olmasına değil (ki
bu sayı, erkeklerde doğal bir sonuç olarak daha
fazla) bunların nasıl kullanıldığına bağlı. Yani
herkesin anlayacağı bir dille, kantite değil,
kalite önemli!
Peki neden kadınlar daha içgüdüsel de,
erkeklerin hareket kabiliyetleri daha fazla?
Kanada'da Batı Ontario Üniversitesi'nce yapılan
bir çalışmaya göre, bunun temelleri tam 50 bin
yıl önce atılmış. O zaman görevleri avlanmak
olan erkeklerin, doğru yerde konumlanmaları,
alanın özelliklerini tanımaları, iyi koku
almaları gerekiyormuş. Ancak evlerine yakın
kalan kadınlar, meyve, kök ve tohum topluyor ve
daha çok sezgilerini kullanarak, sınırlı bir
alanda organize olmaya çalışıyorlarmış.
Buna inanmıyorsanız, yakın çevrenizde
yapacağınız küçük bir deneyle de bunu
kanıtlayabilirsiniz. Eğer bir çift bilmedikleri
bir yolda seyahat ediyorlarsa, erkek doğru yönü
hatırlayacak, kadın çiçekteki arılara veya
ayakkabı dükkanlarına bakarak doğru yolu tahmin
edecektir.
Amerikalı araştırmacı ve yazar R. Baker'ın
yaptığı çalışmaya göre, şempanzeler ve babunlar
(bir maymun türü) gibi bazı dişi türleri, anüs
ve vulva etrafında beliren şişkinlik ve
kızartılarla çiftleşme dönemlerini herkese anons
ederler. Ancak insanlar gibi bazı canlı türleri,
tek eşli ilişkiler kurmaya yöneldikleri için bu
periyodu gizlerler.
Neden mi? Çünkü erkek, kadının ne zaman
doğurganlaştığını bilmediği sürece, üzerindeki
ilgisi de boğucu olmayacaktır. Bu durumda ortaya
çıkan tabloysa, kadınların cinsel arzular
konusunda daha kontrollü olduğu ve kiminle, ne
zaman ilişkiye gireceğine kendi iradesi
doğrultusunda karar verdiğidir. Aynı güdüler,
şebeklerde de vardır.
Her erkeğin, bir kadında çok çekici bulduğu bir
bölge vardır. Erkek bıldırcın için bu dişisinin
boynundaki tüylerdir. Bu öylesine güçlü bir
çekimdir ki, dişi kuş başka bir erkekle birlikte
olsa bile, diğer erkek yine de ona kur yapar.
Peki insanlar söz konusu olduğunda, tüylerin
yerini tutan nedir? Daha çok 'kıvrımlar'ın bu
konuda güçlü bir etken olduğu söylenebilir.
Örneğin dişi hindi, erkeğini ibiğinin
güzelliğine göre seçer ama bunun, görsellikten
öte bir anlamı vardır onun için: Erkek hindinin
ibiği akıl ve güç demektir. Peki cinsel ilişkide
olaylar nasıl gelişir?
Burada erkek ve kadın gerçekten birbirlerinden
çok farklı davranıyorlar. Alman doktor Kurt
Freund'ün yaptığı araştırma bunu kanıtlıyor. Bu
çalışmada Freund, erkeklere bir kadının
direncini nasıl kırarsınız diye sormuş. Cevap,
"Birkaç bardak içiririp" olmuş. Kadınların aynı
soruya cevabıysa, "Kıskandırırım" şeklindeymiş.
Bütün erkekler, gerçekten de birbirlerinin aynı
ama farklı bir bakış açısından yaklaştığınızda.
Zira hepsi, cinsel birleşme sonrasında
boşalıyorlar (ama kadınların hepsi orgazma
ulaşamıyor). Ayrıca erkeklerin hemen hepsi,
oto-erotizm yaşıyorlar. Yani geceleri, tek
başlarınayken de orgazm olabiliyorlar.
Buradaki 'onlar'testisler. Erkeğin cinsel
güdülerini testislerin boyutları yönetiyor. Ne
kadar büyük olurlarsa, o kadar sperm
üretiyorlar. Bu da erkeğin daha çok aldatmasına
yolaçıyor.
Kadınlar, her açıdan olduğu gibi cinsellik
konusunda da birbirlerinden çok farklılar. Her
şeyden önce bir birliktelik sonrasında, hepsi
orgazmı yaşayamıyor. Dörtte biri, kendiliğinden
uyarılmıyor. Ve %60'ı bireysel seksi, yani
mastürbasyonu denemiyor.
Erkek ve kadının ayrıldıkları bir nokta da
sadakat. Erkek için spermleri döllemek biyolojik
bir emirdir. Böylece sonunda, soyunun devam
edeceğini garanti altına alacaktır. Kadın
içinse, seks, çocuklarına en iyi babayı bulma
güdüsüdür.
Erkek kantite üstünde oynar. Kadınsa kalite.
Erkek ve kadının cinselliğe bakışını bu şekilde
özetleyebiliriz. Aslında erkeğin üreme
hücrelerini (bir boşalmada 100 ile 600 milyon
arasında sprematozoid) kadınınkilere
kıyasladığınızda (28 günde bir en fazla iki
yumurta) buna şaşırmamak gerekir. Bu cinsel
tutum üzerinde büyük etken olan bir durumdur.
| |
|
|
|
|
|
Aşk & Sevgi |
|
|
 |
|
Dini
Konu |
|
|
 |
|
Kadinlar |
|
|
 |
|
Erkekler |
|
|
 | |